Cillopgibi.Net l Güncel Paylaşım A.Ş  

Geri git   Cillopgibi.Net l Güncel Paylaşım A.Ş > ..:: Her Telden ::.. > Sağlık > Diabet
Google
 
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Dİabet/Şeker HastaliĞi 5
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
212

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20-05-08, 22:55   #1 (permalink)
Co Admin
Image and video hosting by TinyPic
 
pasika - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 902
Tecrübe Puanı: 50 pasika pasika
Yeni Dİabet/Şeker HastaliĞi 5


Diabet ve ağrı
Diabetiklerde değişik mekanizmalarla ağrılı durumlar gelişebilir. Bunların zemininde çoğunlukla bir nöropati yani çevresel sinirlerin diabete bağlı olarak zedelenmesi yatar. Diabetin sebep olduğu nöropati tek bir hastalıktan ibaret değildir ve bu da çok değişik vücut bölgelerinde ve değişik özelliklerde ağrılı hallerin kendini göstermesine yol açacaktır. Örneğin bir gözün çevresinde ağrı ve ardından çift görme ile bir göz siniri felcinin belirmesi bunlardan biri olabileceği gibi tıpkı bel fıtığındakine benzer bir ağrı da diabete bağlı olabilir.
Baş ve göz ağrısı şeklinde bir ağrı olabilir mi?
Kafa çiftleri olarak adlandırılan sinirlerden üç numaralı olan gözlerin hareketinden sorumludur. Bu sinirin nöropatisinde olguların
yaklaşık yarısında felcin başlamasından bir kaç gün önce göz ardı veya üzerinde ağrı vardır. Bir iki gün içinde çift görme ve şaşılık ortaya çıkar. Yapılacak iş göz ve sinir hekiminize başvurmaktır. Hekiminiz bazı incelemelerden sonra bu teşhisi koymuşsa hastalığınız bir kaç ay içerisinde düzelecektir.
Karın ve göğüs ağrıları olabilir mi?
Diabetik gövde nöropatisi veya gövde-karın kaslarına giden köklerin hastalığında gövde veya karın bölgesinin alt kısımlarında hissedilen,
tek veya çift yanlı olabilen bir ağrı vardır. Bu çeşit ağrılar doğal olarak bu bölgelerde yer alan iç organların hastalıklarına bağlıdır. Göğsün sol yanındaki
bir ağrı ilk elde infarktüsü veya karın bölgesinin sağ altındaki bir ağrı pekala bir apandisit ağrısını akla getirecektir.
Diabetin sebep olduğu ağrılar bel fıtığı ile karışabilir mi?
Diabetik amyotrofi de denilen bir kök nöropatisinde olabilir. Tek veya çift yanlı olabilen ağrı uyluk, bel bölgesi ve üreme
organları çevresinde hissedilir. Ayrıca zayıflama ve bacaklardan biri veya ikisinde kuvvet kaybına da yol açabilir, ağrı yanıcı karakterdedir ve geceleri
artar. Daha çok yaşlı erkek diabetlilerin bir hastalığıdır ama kadınlar da muaf değildir.
El ve ayak ağrıları
Daibette sık görülen sinir zedelenmelerinden bir grubu da sinirin vücuttaki dar kanallardan geçerken sıkışmasıdır. Bunlara tuzaklanma
denir. En sık şekillerden biri kadınların pek çoğunu etkileyen el bileğindeki sıkışmadır. Bu hastalıkta gece ortaya çıkan el uçlarında karıncalanma, uyuşma ve yanıcı bir ağrı vardır. Ayakta ise buna benzer bir sinir sıkışması daha vardır ki benzer yakınmalar ayak tabanında kendini hissettirir.
Diabetik polinöropatilerde ağrı:
Polinöropati sözcüğü bize simetrik ve yaygın bir çevresel sinir hastalığını ifade eder. Bu durumda da ağrının en çok hissedileceği bölge
ayaklar ve eller olmak üzere vücudun uç kısımları olacaktır.
Ani başlangıçlı ağrılı diabetik nöropati:
Oldukça nadir ancak son derece ağır seyreden bir nöropatidir. Ağrı çoğunlukla ayak ve bacaklarda, bazen üst taraf gövde dahil tüm
vücutta hissedilir. Yanıcı ve batıcı ağrıya ciltte yaygın olarak temasla ortaya çıkan aşırı duyarlılık eşlik eder. Çoğunlukla Tip I diabette ve ağır kilo kaybı
ile birlikte seyreder. Bazen hızlı ve ağır bir şeker kontrolü tetikleyebilir.
Diabetik Duysal Nöropati
Bu tablo diabetik nöropatilerin en sık görülen şeklidir. Tip II diabetiklerin karakteristik bir hastalığıdır. Sinsi başlar; ağrı geceleri artar, yanıcı, sızlayıcı özellikte ve ayak tabanlarını, ayağın bütününü veya bacakları etkiler. Devamlı veya fasılalı olabilir ve haftalar ve aylar boyu rahat dönemler yaşanabilir. Ağrı duyusunu taşıyan ince sinir tellerinin hastalığıdır; bazen de ağrı, ısı duyularının kaybı ile birlikte olabilir. Yani bir yandan ayaklar kendiliğinden ağrılı, buna karşılık ağrı veren bir uyarana karşı duyarsız olabilirler.
Tedavide ne yapmalı:
Diabetin bütün ihtilatlarında olduğu gibi iyi bir kan şekeri kontrolü altın kuraldır. Ağrı bedenin bir savunma mekanizmasıdır ve daima
ters giden bir şeylerin habercisidir. Bu nedenle ilk yapılacak iş hekiminize durumu anlatmaktır. Bir çok kez sadece iyi bir ayar ve kararlı bir şeker
seviyesinin sağlanması ile her şey düzelir. Oynak kan şekeri, sık sık hipoglisemiler varsa kolay kolay şikayetler geçmez. Ağrı katlanılmaz olduğunda ve özellikle uykuları, giderek ruh halini etkilediğinde bazı ilaçlarlardan yardım umulabilir. Bunlar basit ağrı kesiciler, ruhsal dengeyi düzenleyen ilaçlar bazen de sara ilaçları olabilir. Bu tür ilaçlar nöropati ağrıları için de bir hayli etkilidir, ancak çoğu kez kan sayımı, karaciğer testlerinin takibi gibi hassasiyetleri gerektirir.
Diabet ve Sindirim Sistemi Bozuklukları
Diabet insan vücudundaki tüm organları olduğu gibi sindirim sistemini de etkileyebilir. Tüm diabetik hastaların % 60 - 80′inde yaşamlarının
bir döneminde sindirim sistemine ait rahatsızlıklar görülür. Diabetik hastalarda görülen sindirim sistemi bozukluklarının en önemli sebebi diabete bağlı,
sinirlerde tutulmadır. Bunun dışındaki sebepler sindirim sistemini besleyen damarlarda daralma, infeksiyonlara eğilim ve sindirim hormonlarındaki
değişikliklerdir. Sindirim sistemi gıdaların alımı, sindirilmesi, gerekli olanların emilip gerekli olmayanların atılması işlevlerini gören uzun ve
hareketli bir tüp şeklindedir. Bunun yanında yine sindirim sisteminde sayılan ve salgılarıyla sindirim fonksiyonuna yardım eden organlar vardır, örneğin tükürük bezleri, pankreas, karaciğer, safra kesesi gibi. Bu tüpün işlevlerini yapabilmesi için kendine özgü bir hareketi ve sıvı salgısı vardır. Bu hareketler
ve salgılar ya beyinden gelen sinirler veya sindirim sisteminden salgılanan hormonlar tarafından hassas bir şekilde ayarlanır. İşte bu düzenlemeyi yapan
sinirlerdeki bozukluk büyük oranda diabette görülen yakınmalara yol açar. Diabetli hastalarda sık görülen sindirim sistemi bozuklukları şunlardır:
Reflü özofajiti: Yemek borusu ile mide arasındaki özel kas yapısına giden sinirlerdeki bozuklukla ortaya çıkar. Asitli mide
içeriğinin yemek borusuna kaçması nedeniyle özellikle yatınca göğüste yanma şeklinde yakınmalara yol açar. Disfaji: Yutma güçlüğü demektir. Yutma işlevi sinirler tarafından yönetilen kaslarla gerçekleştirilir. Bu sinirlerdeki bozukluk yutma güçlüğüne yol açabilir.
Diabetik gastroparezi: Yine sinirlerdeki bozukluk sonucu midenin fonksiyonları ve hareketliliğinde bozulma olması ile meydana gelir. Özellikle uzun süredir kan şekeri kontrolü kötü olan hastalarda görülür. Yakınmaların şiddeti hafif bir bulantı hissinden hastanın beslenmesini ve su almasını olanaksız hale getirecek kadar ağır bozukluklara kadar değişen geniş bir aralık içindedir. Ağır şekillerin tedavisi ancak hastane koşullarında yatarak gerçekleştirilebilir. Böyle hastalar küçük öğünler şeklinde beslenmelidir.
Diabetik diare: Diabetli hastalarda görülen uzun süren ishallerdir. Kısa süreli ishaller genellikle diabetli olmayan insanlarda
da görülebilen akut gastroenterite bağlıdır. Diabetik diarenin sebebi sinirlerin tutulumu sonucu ince bağırsak hareketinin bozulması ve oluşan hareketsiz ortamda bakterilerin çoğalarak infeksiyona yol açmasıdır. Diabetli hastalar uzun süreli ishallerde mut laka doktorlarına başvurmalıdırlar. Çünkü uzun süren ishaller beslenme bozukluğuna ve bazı gerekli elementlerin vücuda alınamamasına neden olabilir.
Kabızlık: Diabetli hastalarda kabızlık sıklığı diğer insanlara göre artmıştır. Nedeni yine sinirlerin tutulumudur. Tedavide en önemli unsurlardan biri liften zengin gıdalarla beslenmektir.
Dışkı Kaçırma: Dışkımızı tutabilmemizi sağlayan anüsün alt ucunda sfinkter adı verilen özelleşmiş bir kas demeti bulunmaktadır.
Bu kasın gerginliği sinirler tarafından ayarlanır. Bu bölgeye giden sinirlerdeki bir bozukluk dışkı kaçırma yakınmasına sebep olabilir. Uzun süreli ve kötü
kontrollü diabetiklerde dışkı kaçırma sıklığı artmıştır.
Diabete ait sindirim sistemi bozuklukları da tıpkı diğer diabet komplikasyonları gibi kötü kan şekeri kontrolünden kaynaklanır. İyi kontrol altındaki hastalarda bunların ortaya çıkma olasılığı hemen hemen yoktur.Bu nedenle diabetli bir hastanın iyi kontrolü bütün komplikasyonlardan
korunmasının en etkin ve önemli yoludur.
Diabet ve Kalp Hastalıkları
Diabetlilerde
ölüm nedenlerinin %80′ini damar sertliğinin neden olduğu hastalıklar oluşturmaktadır. Bunların üçte ikisi koroner arter hastalığına, üçte biri ise
beyin damarlarının veya periferik damarların (bacak damarları gibi) hastalığına bağlıdır.Diabetin varlığı koroner arter hastalığı açısından başlı başına önemli
bir risk oluşturmaktadır.
Diabetlilerde kalp hastalıklarının tanı ve tedavisini özellikle dikkatli olmak
gerekir;
1. Koroner arter (kalp damar) hastalığının görülme sıklığı belirgin olarak daha yüksektir, daha genç yaşlarda ortaya çıkar ve
kadınlarda da sıkça görülür,
2. Koroner arter hastalığının hiçbir belirti vermemesi sıkça rastlanan bir durumdur.
3. Koroner arter hastalığının varlığında tedavi yaklaşımlarında farklılık söz konusudur.
Diabetlilerde ölüm nedenlerinin %80′ini aterosklerozun (damar sertliğinin) neden olduğu hastalıklar oluşturmaktadır. Bunların üçte
ikisi koroner arter hastalığına, üçte biri ise beyin damarlarının veya periferik damarların (bacak damarları gibi) hastalığına bağlıdır. Diabetin varlığı koroner
arter hastalığı açısından başlı başına önemli bir risk oluşturmaktadır. Diabetlilerde diabeti olmayanlara kıyasla koroner arter hastalığının görülme
olasılığı yaklaşık üç kat daha fazladır. Diabetlilerde kötü huylu kolesterol olarak adlandırılan LDL-kolesterol düzeyinin yüksek, iyi huylu kolesterol olarak
adlandırılan HDL-kolesterol düzeyinin düşük olması, hipertansiyonun, sigara kullanımının varlığı ve kan şekeri düzeyinin iyi kontrol edilememiş olması
koroner arter hastalığı riskini arttıran en önemli faktörlerdir. Erişkin tipi diabetlilerin yaklaşık %75′i aşırı kiloludur ve kilo fazlalığı risk
faktörlerinin her biriyle bağımsız olarak ilişkilidir. Kadınlarda menapoz öncesi dönemde koroner arter hastalığının görülme oranı erkeklere kıyasla daha
düşüktür. Menapoz sonrası dönemde ise bu oran erkeklerdekine yakındır. Ancak diabetli kadınlarda menapoz öncesinde dahi koroner hastalığı riski erkeklerdeki kadar yüksektir. Diabetli hastaların önemli bir bölümünde sessiz koroner arter hastalığı mevcuttur. Bir başka deyişle koroner arter hastalığının
tanısında yardımcı olan göğüs ağrısı yakınmasına diabetlilerde diabeti olmayanlara kıyasla daha seyrek rastlanır. Miyokard infarktüsü olarak
adlandırılan kalp krizi tablosunun tanınmasında şiddetli göğüs ağrısnın varlığı en önemli bulgudur. Oysa diabetli hastaların ancak yarısında miyokard infarktüsü sırasında göğüs ağrısı vardır. Diğer yarısında ise ya hiç bir yakınma yoktur, ya da bulantı, kusma, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma, kalp yetersizliği bulguları (ayak bileğinde ödem gibi), kan şekeri kontrolünün aniden bozulması gibi durumlar söz konusudur. Bu nedenle diabetlilerde miyokard infarktüsü tanısı güçtür ve bazı hastalarda aradan uzun bir zaman geçtikten sonra EKG (elektrokardiyografi) bulgularına dayanarak infarktüs geçirildiği saptanır. Özellikle yaşlı diabetlilerde bu duruma sıkça rastlanır
Koroner arter hastalığı saptanan hastalarda diabetin varlığı tedavi seçiminde de farklı yaklaşımları gerektirebilir. Kullanılacak ilaçların seçiminde hastanın diabetli olması dikkate alınır. Cerrahi girişim (koroner by-pass) ile alternatif yöntem olan balonla daralmış damarın açılması (anjiyoplasti) arasında karar verirken hastanın diabetli olup olmaması dikkate alınır. Diabetli hastalar kan şekerlerinin kontrol altına alınması konusunda gösterdikleri titizliği kalp sağlığı konusunda da göstermelidirler. Aşağıda söz edilen önerileri tüm diabetli hastaların dikkate alması gerekir:
1. Kan şekerinin yanısıra kan kolestrolüne de belirli
aralıklarla (hekimlerin önerisi doğrultusunda) bakılması uygun olur.
2. Kan basıncının belirli aralıklarla (ayda bir kez ya da hekimlerin önerisine
göre) ölçülmesi gerekir.
3. Önemsiz gibi görülebilen göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ya da çabuk
yorulma gibi yakınmalar koroner arter hastalığının ilk belirtisi
olabileceğinden bu yakınmaların en kısa sürede hekimlere bildirilmesi
önemldiir.
4. Her diabetli hasta yılda en az bir kez elektrokardiyografi (EKG)
çektirmelidir.
5. Tüm diabetli hastalar düzenli egzersiz (en azından haftada üç kez 40 dakika süreyle yürüyüş gibi) yapmalı, fazla kilolarını vermek için uygun diyet
uygulamalı, hipertansiyon söz konusuysa hekimlerinin önerdiği ilaçları özenle
kullanmalı ve eğer kullanıyorlarsa sigarayı bırakmalıdır.
pasika isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dİabet/Şeker HastaliĞi 4 pasika Diabet 0 20-05-08 22:53
Dİabet/Şeker HastaliĞi 3 pasika Diabet 0 20-05-08 22:50
Dİabet/Şeker HastaliĞi 2 pasika Diabet 0 20-05-08 22:47
Dİabet/Şeker HastaliĞi 1 pasika Diabet 0 20-05-08 22:46
Dİyabet HastaliĞi pasika Diabet 0 20-05-08 22:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:42 .


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Dost Siteler- melekler mekanı varbak.com sağlık Emocum.Net Gruphepsifanclub İslamseli.Com UslanmaM MaxiCep.Com